Şevki Yılmaz :Dini Temsil Hastalığı Yezid’le Başladı Halen Devam Ediyor
Rize
Haber
24 Ocak 2014 - Cuma 13:24 Bu haber 2124 kez okundu
 
Şevki Yılmaz :Dini Temsil Hastalığı Yezid’le Başladı Halen Devam Ediyor
GÜNDEM Haberi
 Şevki Yılmaz :Dini Temsil Hastalığı Yezid’le Başladı Halen Devam Ediyor

YEZİD’le BAŞLADI! HALEN DEVAM EDİYOR! İslam toplumlarına ‘’benim hocam, liderim, şeyhim yanlış yapmaz, yapsada bir hikmeti vardır’’ inancının Haham ve papazlardan geçtiğini belirttiği yazısında Yılmaz, İslam kaynaklarında bu uygulamayı ilk Yezid başlatmıştır diyerek çarpıcı örnekler verdi. ‘’Şeyhlerine, Siyasi ve İlmi Liderlerine neden ve niçin diyerek soru soramayan! Yanlış ve hatalarında kendilerini uyaramayan topluluklar ve etrafındaki dalkavuklar hem kendilerine, hem Öncülerine, hem Ülkelerine ve hem de dinlerine  zarar verirler. Ve vermeye devam ediyorlar. Kişinin gerçek dostu her kararı alkışlayan değil, yanlışları çekinmeden uyaranlardır.’’ dedi.   BU SALGIN BİZE DE BULAŞTI MI? Temiz ve saf inanç sahiplerini bekleyen en büyük tehlike nedir? Rabb’ine kulluk yolunda kendine önder, lider, hoca ve şeyh seçenler hangi ölçülere göre hareket etmelidir? Aklını, vicdnını ve cüzdanını ‘’din simsarlarından’’ nasıl korursun? İşte bu ve benzeri soruların yanıtlarını bulamayanlar ve yanıtlarını başka yerlerde arayanlar amansız bir hastalığa düçar olmaktalar. İlahıyatçı-yazar-hatip Şevki Yılmaz, çağların amansız hastalığını yazdı! Mutlaka OKUYUN…   Bismillahirrahmanirrahıım Dini Temsil Hastalığı!   “İnançlarını özünden saptırarak Dini tanınmaz hale getiren ve bütün peygamberlerin ortak çağrısı olan hak dini paramparça edip birbirine düşman gruplara ayıranlara gelince, senin onlarla hiç bir ilişkin yoktur. Ne onları izlemekle yükümlüsün, ne de yaptıklarından sorumlusun. Onların işi, ancak Allah'a kalmıştır; zamanı gelince yaptıkları her şeyi onlara bildirecek ve Allah cezalarını verecektir. (Enam S.159)” Ayeti Kerimesinde belirtilen Din temsilciliği hastalığı sebebiyle; Asırlardır Tarikatlarda, Cemaatlerde, Siyasi ve Sivil toplum örgütlerinin çoğunda Müslümanlar birbirleriyle kavgaya ve savaşa devam ediyorlar! Bir grup diğerini tekfir ederek hatta kendi grubunda olamayanlara selamı bile esirgiyorlar!   Afganistan , Pakistan, Irak vs. ülkelerde İslami çizgide olduğunu iddia eden Partiler, Tarikat ve Cemaatler sırf ırkçılık kavmiyetçilik ve “Dini biz temsil ediyoruz” iddiası ve hastalığıyla senelerdir birbirini utanmadan ve Allah’tan korkmadan tekfir ediyor ve işi cinayetlere vardırarak birbirlerini öldürüyorlar. Liderlerin yanlışında hikmet, Şeyhlerin yanlışlarında keramet gören bu saf kitlelerin Dini ve vicdani duyguları sömürülerek birbirlerine düşman edilmeye devam ediliyor. Din temsilciliği hastalığı sebebiyle; İlmi ve Siyasi Öncülerin ve Şeyhlerinin yanlış yapmayacağına inandırılmış bu kitleler Adeta Kur’an-ı Kerim  ve Sünnet-i Nebeviyye’den önce Liderlerinin veya Şeyhlerinin sözüne önem veren cahil ve fanatik bir topluluk haline dönüştürülmüşlerdir. Müslümanın ırzı, malı ve canı Müslümana haram iken Öncülerinin talimatıyla mü’min kardeşine silah çekebilen, ırzına iftira atabilen ve malına göz dikebilen düşüncesiz ve acımasız bir toplum haline gelebiliyorlar. Her bir inanan şunu açık ve net bilmelidir ki; İslam Dinini hiçbir fert ve cemaat temsil edemez! Çünkü Din temsil edilmez. Din, yaşanır. ‘Din ilaçtır’ gerçeğine ne zaman dönüp birleşeceğiz ve kardeş olacağız.?   Hz. Âdem (a.s)’dan itibaren Peygamber Efendilerimize gönderilen İslam Dini, o devrin alimleri tarafından çıkarları gereği Dini biz temsil ediyoruz oyunuyla başka dine dönüştürdü. Hahamlar ve Papazlar kendilerini Din Temsilcisi yerine koyarak Haramların bir çoğunu Helal, Helallerin bir kısmını da haram ilan ederek İslam Dinini Yahudiliğe ve Hristiyanlığa dönüştürüverdiler.   İslam Aleminde ise; Bu Din Temsilciliği hastalığı Yezid melunuyla başlayan ve Müslümanlara yutturulan bölücü ve yok edici bir zehir olmaya devam ediyor. Sevgili Peygamberimizin ilk halifesi Hz.Ebu Bekir’in (r.a) Devlet başkanlığında kullandığı başkanlık mührü ve imzası “Halifetü Resulullah” ünvanıydı. Hz. Ömer(r.a) ise “Bu sıfat  Hz.Ebu Bekir’e yakışır ben utanırım” dercesine ünvanını küçülterek “Emiril Mü’minin (Müminlerin yöneticisi) imzasını kullandı. Kendinden sonra gelen Hz. Osman (r.a) ve Hz.Ali (r.a) Efendilerimizde Emiril Mü’minin ünvanını kullanmaktan şeref duydular. Âmâ Yezit melunu Kerbela’daki namaz kılan askerlerine Büyük İmama Hz. Hüseyin(r.a) ve ailesini şehit ettirecek bir unvan uydurdu kendisine ve: “Elhalifetu zıllullahi filardı” (Allah’ın yeryüzündeki gölgesi olan halife) imzasını kullandı. Ve bu imza 14 asırdır bir çok yerde kullanılmaya devam ediliyor.   Haham ve Papazların yaşattığı İslam’a aykırı olan bu uygulama Yezit eliyle İslam’a girdi ve bu bid’at önce Şia taraftarlarının değişmez akidesi oldu. Yani Şia, İmamet konusundaYezit’leşti. Şia bugün bile halen İmam masumdur (Yani Öncüler hata etmez günah işlemez) yanlış ve batıl akidesini  imamlar masumdur karinesi haline getirerek İman’ın adeta 7. şartı olarak dine soktular. Ehli Sünnet İmamları ise başta İmamı Azam, İmamı Şafi, İmamı Malik ve İmamı Hanbel Efendilerimiz, Peygamberler dışında kimsenin hatasız ve günahsız olamayacağı fıkhını yaşayarak ve bedel ödeyerek yazdılar. Böylece örnek aldıkları  İmamları Hz. Hüseyin’in Kerbela’daki kanıyla yazdığı “Biat ve İmamet ”hukukunu, Ehli Sünnetin değişmez fıkhı haline getirdiler.   Bu büyük İlim önderlerinden asırlar sonra da “Şia’nın bu Yezidi  Din temsilciliği hastalığı” Ehli Sünnet toplumuna da sirayet etmiş. Bilhassa Cemaat ,Tarikat, Partilerde ki öncüler: tartışılamaz, günahsız birer ruhani lidere yani ruhbana dönüştürülmüştür. Bu yüzden asırlardır Müslümanlar birleşemiyor. Birbirleriyle savaş ediyorlar.   Yer yüzündeki Müslüman  gruplar “Dini Biz Temsil Ediyoruz” hastalığını terk etmedikçe birliğimiz ve kardeşliğimiz ve güçlenmemiz asla gerçekleşmeyecek! İnsan; akılını, vicdanını ve cüzdanını bu öncülere ipotek ettirdiği sürece ineğe de mürid olur sineğe de! Hindistan’da Beyaz ineklerin milyonlarca müridi (taraftarı) olur da, Kendini İlahlaştıranların, Mehdileştirenlerin, Papazlaştıranların, Hahamlaştıranların, Bel’amlaştıranların ve Yezidleştirenlerin aldatılmış saf temiz milyonlarca  müridi, taraftarı olmaz mı?   İneğe ateşe, ata, ite ve  puta tapanların aklı yok mu? Demek ki akıl tek başına doğruyu bulmamızı ve gerçeği görmemizi sağlayamıyor.   Kur’an-ı Kerim ve Sünneti Seniyye ye uymayan, Peygamberlerin mübarek yollarını bilmeyen ve Eşsiz Önderimiz Hz. Muhammed (s.a) Efendimizin izinden ayrılan  ipotek akıl, insanı yanıltır  ve saptırır.   Şeyhlerine, Siyasi ve İlmi Liderlerine neden ve niçin diyerek soru soramayan! Yanlış ve hatalarında kendilerini uyaramayan topluluklar ve etrafındaki dalkavuklar hem kendilerine hem Öncülerine hem de Ülkelerine ve hem de dinlerine  zarar verirler. Ve vermeye devam ediyorlar. Kişinin gerçek dostu her kararı alkışlayan değil, yanlışları çekinmeden uyaranlardır.   Liderlere ve Şeyhlere  tapmayalım diye Allah O kullarına hata ve günah işleterek o kişilerin ardından giden taraftarlarını şirkten ve küfre düşmekten kurtardığını hiç düşündük mü? O halde“ Dinlerini  paramparça eden ve bunun sonucunda, paramparça olan her grubun kendi sahip olduğu bilgi kırıntıları ile haklılık iddia edip övündüğü düşman gruplara ayrılan kimselerdenolmayın! (Rum S.32)” ilahi mesajına uyarak Allah’a isyan alemini tekrar İslam Alemine dönüştürelim. Asr-ı Saadette’ki sorgulayıcı ve hesap sorucu ruhu yeniden canlandırarak akıllarımızı birilerine ipotekten kurtaralım. Tarikat, Cemaat, Siyasi ve sivil toplum örgütlerinde asırlardır devam eden tek akıl yönetiminden İslam’ın emrettiği kollektif akıl yönetimine dönelim. Rabb’im; hak ve hakikat merkezli bir inancın müntesibi olan biz kullarına İslam’ın şiar’ını, nebilerin şuurunu, sahabenin şiir gibi hayatını anlamayı ve yaşamayı nasip etsin. Amin.   Şevki Yılmaz
Kaynak: (rizevizyon) - rizevizyon.com Editör:
Etiketler: , Şevki, Yılmaz, :Dini, Temsil, Hastalığı, Yezid’le, Başladı, Halen, Devam, Ediyor,
Yorumlar
Haber Yazılımı